Teknoloji

Sanal Gerçekliğin Olumsuz Etkileri

3dts_s
Sanal gerçeklik gözlüklerinin büyük firmalarca desteklenmesiyle beraber, sanal gerçeklik hayatımıza daha fazla girmeye başladı. Peki nedir bu sanal gerçeklik, nasıl gelişmiştir ve insan hayatına olumsuz etkileri nelerdir?

 

Varoluşundan bu zamana kadar insanoğlu; yaşam standartlarını iyileştirmek, içinde yaşadığı evreni daha iyi anlamak, minimum efor ile maksimum fayda edinmek ve yeri geldiğinde başkalarına hükmetmek için milyarlarca keşif yapmıştır. Bu keşiflerin gün yüzüne çıkmadan önce tasarlanmasını sağlayan ise hiç şüphesiz hayal gücüdür; yani insan, gerçeği önce hayallerinde daha sonra dış dünyada var etmektedir. Hayal gücünün sınırı yoktur, belirli bir mantık içerisinde bulunması gerekmez ve etik kurallar ile sınırlandırılamaz. İnsanlar zamanla hayal güçlerinde yarattıkları ütopik alemleri sadece düşünce ile değil, beş duyu organları ile de yaşamak istediler. Teknolojinin gelişmesiyle de birlikte bu amaç uğruna sanal gerçekliği geliştirdiler. Peki nedir bu çağın popüler akımı olan sanal gerçeklik?

Untitled

1900’lü yılların başlarında bilim kurgu romanlarında kendine yer edinmeye başlayan, View Master ie yavaşça insan hayatına giren, ilk kez Sensorama ile beş duyu organı ile etkileşen, son olarak da  Oculus Rift, HTC Vive gibi gözlüklerle zirve dönemlerini yaşayan sanal gerçeklik; gerçek veya hayali bir çevreyi, kullanıcıların fiziksel varlığı ve çevre etkileşimi ile kullanıcılara deneyimleten bir bilgisayar teknolojisidir.

View Master - Sensorama - Oculus Rift

View Master – Sensorama – Oculus Rift

Eğitim, oyun, eğlence, sinema, psikoloji ve sağlık alanlarında kullanılmaya başlanan bu sanal gerçekliğin çoğu zaman olumlu yanları aktarıldı, peki hiç mi yoktu bu sanal gerçekliğin olumsuz yanları? 2016 yılının "Sanal Gerçeklik Yılı" olarak lanse edildiği şu zamanlarda ortaya konulan birçok çalışma, sanal gerçekliğin ve sanal gerçeklik gözlüklerinin insanlar üzerinde gerek fiziksel gerekse mental olarak birden fazla olumsuz etkilerinin olduğunu göstermektedir.

Normal bir insan gözleri 180 derecelik – 120 derece derinlik, 60 derece yüzeysel – bir alanı üç boyutlu olarak görme açısına sahipken, günümüzün sanal gerçeklik gözlükleri 35 derecelik bir görme açısı sunmaktadır. Sanal gerçeklik gözlüğünün içerisinde kısıtlı bir görme açısına sahip olan gözlerin, gözlük çıkarıldıktan sonra yaklaşık altı katı görme açısına sahip olması, gözlüğü 1-2 dakikadan fazla kullanan kullanıcıların gözlerinde adaptasyon sorunları nedeniyle; göz yorgunluklarına, göz sulanmalarına, görmede bulanmalara ve mide bulantılarına neden olmaktadır. 

İnsan Gözünün Görme Açıları

İnsan Gözünün Görme Açıları

Sanal gerçeklik gözlüklerinin bir diğer olumsuz etkisi boyun kası rahatsızlıklarıdır. İnsan başı oynar yapıda olduğu için, yüzlerce gram ağırlığında olan başın insanın merkez noktasından en ufak bir sapması, insan boynuna kilogramlarca yük bindirmektedir. Normal bir insanın rahatsızlık yaşamadan, başına takabileceği gözlük, kulaklık vs gibi aksesuarların maksimum kütlesi yaklaşık olarak 120 gramdır. Bu kütleyi aşan durumlarda çeşitli boyun rahatsızlıkları baş göstermektedir. Günümüzdeki sanal gerçeklik gözlüklerinin ortalama kütlesi ise 320 gramdır. Uzun süreli olarak bu gözlüklerin kullanılması, insanlarda olası bir boyun rahatsızlığa neden olabilmektedir. Aşağıdaki görselde insan kafatasının kütle merkezinin, insan bedeninin merkezine göre mesafesi arttıkça, insan boynuna binen yükü göstermektedir. En ufak bir mesafe bile insan boynuna bu kadar yük bindirirken, sanal gerçeklik gözlüklerinin nasıl bir yük bindireceğini tahmin etmek pek zor olmamalı.

Untitledpp3

Bu olumsuz etkiler sadece araştırmacılar tarafından değil, sanal gerçeklik gözlüğü üreten firmalar tarafından da saptanmıştır. Mesela Oculus Rift’in kutusunda yer alan “Sağlık ve Güvenlik” isimli kitapçığında gözlüğün uzun süreli kullanılması durumunda; geçici olarak baş dönmesi, kasılma nöbeti, gözlerin veya kasların seğirmesi veya gözlerin kararması gibi durumların baş göstereceğini belirtmektedir. Ayrıca 13 yaşın altındaki kullanıcılarda önemli derecede göz bozukluklarına neden olabileceği yazmaktadır.

Birçok uzman, sanal gerçeklik gözlüklerinin insanlar üzerindeki etkilerinin tam olarak belirlenmediğini, bu yüzden direkt satışa çıkartılmasının uygun olmayacağını dile getirmişlerdir. Mesela Kaliforniya Üniversitesi’nde Optometri – görme kusurlarını saptayıp uygun lens veya gözlük verilmesi sağlayan alan – alanında çalışan Prof. Dr. Marty Banks, Oculus Rift’in kitapçığında yazdığı gibi gözlük kullanımının sadece kısa süreli yan etkilerinin olmayacağını, uzun süreli etkilerini saptamak için üzerinde deneylerin yapılması gerektiğini savunmaktadır.

Nottingham Üniversitesi’nde İnsan Faktörleri alanında profesör olan Sarah Sharples ise, “Sanal gerçekliğin yan etkileri olduğu aşikar, fakat bu yan etkilerin kısa süreli mi yoksa kalıcı mı olduğu konusu bir sonuca bağlanmış değil. Bu durumun belirlenmeden, sadece kısa süreli yan etkilerin olduğu söylenerek gözlüklerin pazarlanması çok endişeli bir durum” diye yorumunu belirterek sanal gerçeklik gözlükleri üzerindeki kaygılarını ifade etmiştir. 

Untitled4

Sanal gerçeklik gözlüklerinin insan üzerindeki fiziksel ve sinirsel etkilerinin anlaşılması için yapılan bir deneyde, özel olarak hazırlanmış bir parkurda 20 yetişkin denekten (10 kadın ve 10 erkek) araba kullanmaları istenmiş ve deneklerin sürüş yetenekleri, refleksleri ve tepkileri ölçülmüştür. Daha sonra her deneğe 20 dakika boyunca sanal gerçeklik gözlükleriyle bir tır simülasyonu oynatılmıştır. Bu adımdan sonra denekler tekrardan parkura çıkartılmış ve her birinin sürüş yetenekleri, refleksleri ve tepkileri ölçülmüş ve eski verileri ile karşılaştırılmıştır. Bu deney sonucunda önemli bulgular elde edilmiştir. Deneklerin %60’ı baş ağrısı, gözlerde acı ve baş dönmesi yaşamış, %20’si etrafı net göremediğini söylemiş, deney öncesi %5 seviyelerinde olan gözlerdeki kaymalık (şaşılık) deney sonrasında ortalama %55 seviyelerinde ölçülmüştür. Ayrıca denekler, sanal gerçeklik deneyiminden sonra daha agresif davranmışlardır.

Yapılan bir başka deneyde de sanal gerçekliğin sunum biçimlerinin etkilerinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Sanal gerçeklik deneklere dört farklı şekilde sunulmuştur: 17” olan normal bir masaüstü bilgisayarın monitöründe, 7.5 metre uzunluğunda ve 2.5 metre genişliğinde kavis (curved) verilmiş perdeye görüntü yansıtılarak, aynı ölçülerde ama kavis verilmemiş perdeye görüntü verilerek ve son olarak da sanal gerçeklik gözlüğü kullanılarak. Denekler standart bilgisayar faresi ile etkileşime girmişlerdir. Deneklerin 30 dakika boyunca sanal gerçekliğe maruz bırakıldığı deney dört aşamadan oluşmaktadır. İlk olarak deneklerin cinsiyetleri, yaşları, davranışları, görme bozuklukları araştırılmış, sonra deneye başlanmadan önce sinirsel uyarılmalara karşı tepkileri, mental davranışları gibi veriler alınmıştır. Bu veriler deney esnasında ve sonrasında da alınarak kontrollü bir deney oluşturulmaya çalışılmıştır. Tüm bu veriler belli bir algoritmada hesaplanmış ve “”SSQ” denilen bir puana dönüştürülmüştür. Bu dört görsel sunumun deney öncesi ve sonrası SSQ puanları aşağıdaki tablodaki gibidir.

tablo

Tablodan da anlaşılacağı üzere semptomlar sanal gerçeklik gözlüğü (SGG) sonrası en fazla artışı göstermiş, sanal gerçeklik gözlüğünü sırasıyla normal perde, kavisli perde ve masaüstü bilgisayar takip etmiştir.

Sanal gerçekliğin sadece fiziksel olarak değil, beyin aktivitilerinde de olumsuz etkileri bulunmaktadır. HipokampüsAlzhheimer, depresyon, şizofreni, sara gibi hastalıkların baş göstediği; yeni anıların ve insanın bulunduğu yerin derinlik ve uzaklık gibi niceliklerini kullanarak, bulunulan yerin mental olarak haritalandırılmasını sağlayan beynin bir bölgesi – üzerinde araştırmalar yapan ve UCLA Üniversitesi'nde fizik, nöroloji ve nörobiyoloji alanlarında çalışan Prof. Dr. Mayank Mehta, sanal ortam ile gerçek dünyanın hipokampüs üzerindeki etkilerini araştırmak için fareleri kullanarak bir deney tasarlamıştır

Deneye ilk olarak gerçek bir deney odası hazırlamakla başlayan Mehta ve ekibi, daha sonra bu odayı sanal gerçekliğe aktarmışlardır. Farelerin beyin aktivitelerini ilk olarak sanal ortamda, daha sonra gerçek ortamda inceleyen Mehta; şu çarpıcı sonuçları açıklamıştır:

“Sanal ortamda iken farelerin beyin aktivitelerini incelediğimizde, hipokampüsteki nöronların tamamen rastgele bir şekilde, sanki farenin nerede olduğundan haberi yokmuş gibi aktif olduğunu gözlemledik. Aktif olan nöronlar arasında herhangi bir haritalandırma yapmamız imkansızdı. Gerçek ortamda ise hipokampüsteki nöronlar, farenin engellere olan derinlik ve uzaklığına göre sistematik bir şekilde aktif oluyor ve haritalandırmaya imkan veriyordu. Bu deney esnasında elde ettiğimiz bir diğer çarpıcı sonuç da; sanal ortamda iken aktif olan nöronların sayısı, gerçek ortamda aktif olan nöronların sayısının yaklaşık olarak yüzde kırkına eşit olmasıydı.”

Untitled5

Güney Kaliforniya Üniversitesi’de sanal gerçeklik üzerinde çalışan ekibin lideri olan Albert Rizzo, “ Psikoloji alanı bunca yıldır insan ile gerçek dünyanın nasıl etkileştiği üzerinde çalışırdı. Fakat artık gerçek dünya kadar sanal gerçekliğin de insan davranışları üzerinde etkisi var. Bundan sonra psikoloji alanı, sadece gerçek dünya ile insan etkileşimi üzerinde değil, aynı zamanda da sanal gerçeklik ve insan etkileşimi üzerinde de çalışmalıdır." diyerek sanal gerçekliğin bir diğer etkisine vurgu yapmıştır.

Sanal gerçeklik ile beraber insanların duyguları, davranışları ve algılarının değişeceği öne sürülmektedir. Hatta bazı fütüristler sanal gerçekliğin ileride aile düzenini yok edebileceğini öne sürmüşlerdir. Aslında Sims gibi oyunların satış başarısını göz önünde bulundurursak, sanal gerçekliğin yayılması ile beraber insanların alternatif aile anlayışı içine girmeleri pek de olağan dışı olarak görülmemektedir.

Şöyle bir senaryo düşünelim. Sürekli olarak hayatı iş ve ev arasında geçen Ali Velioğlu ( tamamiyle uydurma bir karakter), yoğun ve stresli geçen günün ardından evine gelir. Kırık dökük birkaç sandalyeden, uzun süreli kullanılmaktan dolayı süngerleri dışarı fırlamış bir çekyattan, içinde birkaç sebze ve peynir bulunan bir buzdolabından, yemek masasından, bilgisayarından, sanal gerçeklik gözlüğünden ve yatağından oluşan 50 m2lik evine. Ali sanal gerçeklik gözlüğünü taktıktan sonra artık m2lik evinde değil; etrafında onlarca ağaç ve binlerce çiçeklerden, bahçesinde yüzme havuzundan, hemen yanında helikopter pistinden, denizin kıyısına demirlemiş yatından, devasa bir malikanesinden oluşan hayatın içindedir. Ali ayrıca gerçek hayattaki görüntüsünün aksine, çekici ve fit bir bedene sahiptir. Sürekli olarak beraber takıldığı sanal arkadaşları ve sanal eşiyle birlikte Ali, gerçek dünyada bulamadığı saadeti ve mutluluğu sanal gerçeklikte bulmuştur. Sevgi ve saygı ihtiyacını bu şekilde gideren Ali belki de gerçek hayatta hiç zaman ruh eşini aramayacak, arayıp bulsa bile sanaldaki eşiyle kıyaslayıp, sanal eşini ona tercih edecektir. Bunlar şu an ütopik veya saçma gibi görünse de, ileri de gazete haberlerinde bu tür haberleri belki de görebileceğiz.

hololens2

Tüm bu etkiler şu an için bizlere ütopik gelebilir. Fakat zamanında kendini Pikachu zannedip atlayanlar olduğu gibi, gelecekte de birilerinin sanal gerçeklikte araba yarışı oynadıktan sonra sokakta da aynılarını yapmaya çalışmayacağının veya oyundaki şiddeti kendince olağanlaştıran birisinin sokakta terör estirmeyeceğinin garantisini kimse veremez. Sanal gerçekliğin illa ki olmlu yönleri bir hayli fazla, ama tüm bunların yanında olumsuz etkilerini de unutmamak gerekir.

Bu Konuyu Paylaş:

Yazar Hakkında

Safa Şengezer

Teknoloji aşığı, oyun delisi yeni nesil bir mühendis.

8 Yorum

    • Teşekkür ederim, amacım sanal gerçekliği kötülemek değil sadece olumsuz yanlarının da bulunduğunu belirtmekti. Beğenmene sevindim 🙂

  • Gerçekten oldukça doyurucu ve derli toplu bir yazı olmuş. İlk tecrübe ettiğimde benimde başım dönmüştü gerçekten. olumsuz etkileri yanında özellikle gelecakta  başta Engellilerin hayütları olmak üzere eğitim tıp vb alanlarda atlama yapacak gelişmeler yaşanağı da aşikar. 

    Soraki yazılarınızı merakla bekleyeceğim…

    • Çok teşekkür ederim Sami Abi, dediğin gibi olumsuz yanları olmasına rağmen bir hayli artı da getireceği aşikar. Sadece biraz bekleyip görmek gerekecek. Umarım bundan sonraki yazıları mı da beğenirsin.

  • Tespitler mükemmel. Aile yaşamını ve kişinin yaşam kalitesini kötü etkileyerek toplum düzeninin bozulmasında etki sahibi olabilmesi muhtemel bir alet, dolayısıyla savaşılması gereken yeni bir potansiyel problem anlamına gelebilir diye düşünüyorum. Aydınlattığın için teşekkürler safasengezer. 

    • Ne demek Psk Merve Er. Aydınlatmak benden, doğabilecek potansiyel tehlikelere karşı bizi hazır tutmak da senden 🙂 Sanal gerçekliğin insan psikolojisi üzerine senin yorumlarını da dört gözle bekliyorum.

      • Teşekkür ederim 🙂 Çocuklar bu tür aygıtlarla daha çok haşır neşir oldukça,  bu yorumların sayısı artacaktır. Eskiden hepimizin bildiği, hacdan gelen kırmızı sanal gerçeklik gözlükleri kadar masum kalması dileğiyle 😀

  • Umarım bunu sanal gerçeklik gözlüğü alacakları düşündürecek bir yazı olur 🙂 Sanal gerçeklik gözlüğünü kötülemek için yazılmadığı ortada bilgilendirme için,  çok güzel ve tarafsız olarak nesnel bir yazı sunmuşsun. Devamını bekliyorum 🙂

Yorum Yap

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com